Category: Kitap


Level’ın geri dönüşü

2002 Aralık ayından 2008 Aralık ayına kadar Level dergisini eksiksiz olarak aldım. Fakat artık oyun dünyasının beni sıkmasından ve bu dünyadan uzaklaşmak istememden dolayı Level’ı takip etmeyi bırakmıştım. Ne yalan söyleyeyim Level dergisi de her geçen gün kötüye gidiyordu.

İtiraf etmem gerekir ki birçok konuda olduğu gibi yabancılar dergi işinde de bizden çok iyiler. Gerçi bunun başlıca nedeni dergileri takip eden düzenli ve büyük bir kitlenin olması. Bizim takip eden sayımız az olduğu için dergilerimizin çok fazla gelişmesi mümkün değil. Fakat geçmişte oyun dünyasının içinde bulunduğumdan dolayı birçok ülkenin oyun dergilerini takip ettim. Ve şunu söyleyebilirim ki en dandik dergiye sahip olan ülke bizdik. Gerek grafik, gerek de içerik olarak çok detaylı dergilere sahip değildik. Bu yüzden de yabancıları hep kıskanarak takip ettim.

Bu durumun artık değişmesini görmek beni çok mutlu etti. Level dergisini bu ay tekrardan bir alayım dedim, zira Fırak Akyıldız önderliğindeki Level dergisi kendini komple yenilediğini söylüyordu. Dedikleri gibi de yapmışlar, dergi baştan aşağı yenlenmiş.

Özellikle derginin boyunun 1 cm kısalması ve sayfa sayısının artması en önemli artılarından. Ancak en iyisi içerik ve grafik alanında olmuş. Dergi basit bir oyun dergisinden çıkmış ve çok daha detaylı oyun ve kültür dergisine dönmüş. Dahası incik cıncık işlere yoğunluk vermeleri… Benim en sevdiğim şey ayrıntılardır. Derginin her sayfasından, her köşesinden, her bölümünden farklı bilgiler fışkırmalıdır. Bunu da sadelikten öte grafikle desteklenmelidir. Ben hep böyle düşünmüşümdür. Çünkü böylece dergi üzerinde çok uğraşıldığını görür ve dergiyi bir çırpıda okuyup bitiremeyiz. Zaten bitirmemek de gerekir. Bir dergi yeni sayısı çıkana kadar okuyucuyu oyalıyorsa o zaman başarılı bir dergi demektir.

Yeni Level bütün bunları yapmış gözüküyor. Sanırım yeniden almaya başlayabilirim (her ne kadar uzun zamandır oyun oynamıyor olsam da). Gerçi şuan her hafta Newsweek, her ay da National Geographic ve ingilizce Empire dergilerini alıyorum. Siz de iyi kötü kendinize dergi alışkanlığı oluşturun ve en azından her ay bir tane dergi alın.

Robert Langdon geri dönüyor!

Son 1.5 aydır Robert Langdon ile kalkıyor ve yatıyorum. Belki tanımayanınız vardır; “Kim yahu bu eleman?” diye soruyordur. Kendisi roman yazarı Dan Brown tarafından yaratılmış bir roman karakteri. Tanıdık gelmedi mi? Peki, “Da Vinci Şifresi” ve “Melekler ve Şeytanlar” kitap ve filmlerinin baş karakteri desem. Hani Tom Hanks canlandırıyor filmlerinde de.

Bütün dünyada fırtınalar estiren Da Vinci Şifresi kitabı uzun bir zaman önce ülkemizde de çıkmış olsa da, hatta filmi bile çekilip 2006 yılında vizyona girmiş olsa da 1,5 ay öncesine kadar izlemek ya da okumak için bir atılım yapmadım. Fakat ne zaman Melekler ve Şeytanlar filmi vizyona girdi, o zaman kitapları okumaya karar verdim.

Açıkçası şu kısacık hayatımda verdiğim en güzel kararlardan biri olduğunu söyleyebilirim. Özellikle Da Vinci Şifresi beni öyle bir sardı ki, hayatımda 500 sayfalık kitabı en kısa zamanda bitirme rekorumu kırdım. Ara vermeden de Melekler ve Şeytanlar’a başladım.Artan bir heyecanla da okumaya devam ediyorum. Fakat ne yazık ki Melekler ve Şeytanları’ın son 100 sayfasına girmiş bulunuyorum. Kitapların baş karakteri Robert Langdon’a nasıl alıştıysam artık, kitap bitecek ve bay Langdon ile bir daha görüşemeyeceğim diye üzülüyordum.

Ne mutlu bana, kitapyurdu.com’da kitapları karıştırırken Dan Brown’ın yeni kitabını gördüm. Kitapın adı The Lost Symbol, henüz sadece ingilizce olarak satışa çıkıyor. Fakat bu önümüzdeki bir kaç ay içerisinde Türkçeye çevrileceği anlamına geliyor. İşin beni en mutlu eden tarafı ise The Lost Symbol (Kayıp Sembol) kitabının baş karakterinin yine Robert Langdon olması. Böylece Da Vinci Şifresi ve Melekler ve Şeytanlar kitaplarına üçüncü kitap eklenmiş oluyor. Bu da önümüzdeki 3 sene içerisinde Tom Hanks’i Robert Langdon karakteriyle tekrar beyazperdede göreceğimiz anlamına geliyor.

Sonuç olarak Robert’cım Roma’daki maceranı artık gönül rahatlığıyla bitirebilirim, çünkü Solomon Key’i araştırmaya gidicez seninle birkaç ay sonra.

PS: The Solomon Key’i İngilizce olarak Türkiye’ye getiren Altın Kitaplar firması, 2 ay içinde türkçesinin hazırlanacağını duyurdu. Süper bir haber.

Geçtiğimiz pazar günü Ikea’dan yatak odam için aldığım 188 x 175 boyutundaki dev kitaplığımı dolduracak kadar kitabım olmadığını görünce kendimi kitap alışverişine adamış ve kapağı güzel, konusu güzel, yazarı güzel(!) kategorilerinden herhangi birine uyan kitapları alarak kitaplığıma yerleştirmeye başlamıştım. Bununla ilgili biraz içimi dökmek, günah çıkarmak istiyordum peder. Fakat izlediğim bir reklam üzerine yazıyı kişisel kitaplığımdansa okumaya daha çok ihtiyacı olanlara adamaya karar verdim.

Cartoon Network, TOÇEV ve Milli Eğitim Bakanlığının bir araya gelerek oluşturduğu “Paylaşmayı Seven Parmak Kaldırsın” projesinde kitaplarınızı İstanbul’da bir merkeze gönderiyorsunuz. Bu merkez de ihtiyacı olan bütün köy okullarına eşit oranda kitapları dağıtıyor. Buna benzer birçok proje zaten farklı isimlerle yapılıyor fakat yeni bir tanesi türemişken haber vermemek olmaz.

Yalnız işin içinde Milli Eğitim Bakanlığı olunca içime kurt düşmüyor değil. Zira bir yanda Türker Saylan ve devamında Çağdaş Eğitim Vakfı’na düzenlenen Ergenekon operasyonu ile birçok öğrencinin bursunun kesilmesi gündemdeyken (bkz: bunu yapan bir devlet) beri yandan yani aynı devletin ders kitaplarındaki ayrımcılıkla gündeme gelen kurumunun bu projede nasıl bir rol oynayacağı merak konusu (uzun ve yorgun bir cümle). Eğer bu proje çatısı altında toplanacak kitapları hunharca eleyeceklerse hiç toplamasınlar daha iyi. Zaten reklamda bir isim listesi vererek “öyle okumadığınız kenara attığınız kitapları yollamayın biz size isim listesi veriyoruz siz o listeye göre kitap gönderin” mesajı veriyor sanki.

Haydi bakalım gençler önemli edebi eserleri okuma sırası şimdi kitabı olmayan köy okullarında. Kitapları göndererek o bölgenin çocuklarının eğitiminde bir katkınız olabilir. Öteki türlü rahat koltukta pişkin pişkin oturup “onlar da çok cahil canım bi kitap bile okumuyolar” demek kolay

www.paylasmayisevenparmakkaldirsin.com

PS: Kitaplarla dolmaya başlayan rafıma, bana tekrar bolca kitap okuttuğu için “okuma alışkanlığını pekiştirelim rafı” adını veriyorum.

WordPress.com'dan blog alın. | Tema Motion, volcanic tarafından yapılmıştır.
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.