Category: Spor


Robert Enke

Tarih 10 Ağustos 2003. Fenerbahçe – İstanbulspor maçının tribünlerindeyim. Kaleye gelen 3. topu da yiyerek 52 bin kişinin küfürünü yiyen çiçeği burnunda yeni kalecimiz Enke’ye bir küfür de ben sallıyorum. Rüştü’yü Barcelona’ya gönderen Fenerbahçe, kaleci tercihini yine Barcelona’nın üçüncü kalecisi olan alman Robert Enke’den yana kullanıyordu. 31 Temmuz 2003′de imzayı atan Enke, ilk maçına da 10 Ağustos’daki bol küfürlü maçta çıkıyordu. Fakat o maç… Her futbolcuya nasip olmayacak (ki olmaması da gerek) bir şanssızlıkla Enke’nin Fenerbahçe kariyeri tek maç sürüyor ve maçtan iki gün sonra takımla karşılık kontratları feshediyordu.

O günden sonra ara sıra Enke ne yapıyor diye baktığım oldu. Hannover takımında kendine iyi bir kariyer edinmişti. Hatta son zamanlarda Alman milli takımının kalesini koruduğu gibi Football Manager oyununda da birçok defa gözümü çarpmıştı. Dayanamayıp Fenerbahçe’ye transfer ettiğim bile oldu. Geçen sene Bundesliga’da yılın kalecisi seçildi Enke.

Fakat gel gelelim geçtiğimiz gün acı bir şekilde kaybettik Enke’yi. Trenin önüne atlayıp bu fani dünyadaki hayatına son noktayı koydu. Ardından da bir veda mektubu bıraktı. 2 yaşındaki kızını birkaç ay önce kaybetmesi etkendi tabii buna. Ancak ne olursa olsun böylesine üzücü bir olay beni derinden etkiledi. Çünkü Enke’yi tek canlı, çıplak gözlerle gördüğümde sağlam küfür sallamıştım. Ya şimdi? Ölüm haberiyle çok üzüldüm.

Bu ölüm bana büyük bir ders oldu açıkçası. Neden mi? Çünkü maç izlerken futbolcuların da birer insan olduğunu gözden kaçırdığımızı büyük oranda farkettim. Yine birçok fanatiğe göre daha bilinçli futbol izlerim. En azından “parasını alıyosa tekmeye kafasını uzatıcak” gibi bir düşünce tarzım yoktur. O konuda o da insan derim. Fakat küfür kısmını gözden kaçırdığım gördüm. Bir insana yaptığı, daha doğrusu yapamadığı bir için küfür etmek, kin duymak… Kötü bişey. Eğer bu yazıyı okuyan insanlar varsa bu konuda tek isteğim şu; futbolcuların insan olduğunu sakın unutmayın. İnsanlar hata yapmak için vardır zaten. Hata yapıp hatalardan bişey öğrenmek için. Bu konuda Enke’den sonra hatasını anlayan Fenerbahçe yönetimini kutluyorum; Deniz Barış’ı uzun süre takımda tuttuğu için. Gönderileceği sırada Almanya’dan karısı ve çocuğunun ölüm haberi geldi. Yıkıldı tabii doğal olarak. Fakat Fenerbahçe onu göndermektense takımda tuttu, yetmedi daha fazla süre verdi maçlarda. Deniz oynadıkça, bir iki de gol attıkça hayata yeniden bağlandı. Şimdi bakıyorum da yeni sevgilisi tribünlerde Deniz’i izlemek için geliyor. Bu çok çok güzel bir olay. Bir insanın hayata yeniden bağlanışının canlı hikayesi. Şu saatten sonra Deniz’i bir başka takıma gönderdiğiniz de iki tarafın da içi rahat ve huzurlu olacak.

Bir diğer farkettiğim nokta da bir hayli ilginç. Yaklaşık iki hafta önce, iki sene önce sevdiğim bir kızın ölüm haberini aldım. Beni ne kadar reddetmiş olsa da aramız hiç bozuk değildi. Çok nadir konuşurduk, ama birbirimize karşı gayet iyiydik. Ölüm haberini aldığımda nedense hiç üzülmedim. Fakat nedense Enke’nin ölümüne bu kızdan daha çok üzüldüm. Bunun nedenini de “son”lara bağlıyorum. Birinde hiç aramız bozulmadı iyi sonla ayrıldığımız için vizdanım rahattı. Ötekinde ise küfürle ayrıldığımız için vicdan azabı çekiyorum. İnsanoğlu işte…

T-Wolves’un kurtuluş senesi

Minnesota Timberwolves’a açık mektup;

Sevgili Glen Taylor, Jim Stack ve Kevin McHale,

Türk taraftarınız olarak neden size bu kadar fanatik derecede bağlıyım anlayamıyorum. Her sene bu kadar kötü dereceler elde etmemize rağmen sevgimde en ufak bir değişim yok. Aksine her yeni sezon başında umutlarım giderek artıyor “hadi koçum bu sene olacak” diye. Fakat halen tık yok. Elimizde Al Jefferson ve Mike Miller dışında kaliteli oyuncu kalmadığı için takas yoluyla takıma kaliteli oyuncular kazandıramadığımızın farkındayım. O yüzden bütün umudumuz draftlarda.

Geçen seneki draftlarda mis gibi O.J. Mayo’yu seçmişken bizim uzun ihtiyacımız var diyerek gidip Kevin Love ile takasladınız. Kevin Love, sezon boyunca 10 sayı 10 ribaund ortalamasını yakalayıp başarılı bir pivot olacağının sinyallerini verse de elimizden kayan O.J. Mayo, Memphis de sezon boyunca 18.5 sayı ortalaması yakalayarak parmaklarımı ısırmama neden oldu.

Herşeyi bir kenara bırakıp beni ve binlerce Minnesota kentindeki taraftarlarınızı takıma bağlacak şans bu seneki draft sebebiyle elinizde duruyor. Normalde her takımın birinci turdan 1, ikinci turdan 1 olmak üzere toplam 2 draft hakkı bulunurken bizim bu sene için toplam 5 draft hakkımız bulunuyor. Eğer takaslamazsak 5 çaylak oyuncu demek oluyor bu. En önemlisi ise ilk turda 5. sırada bulunan kendi hakkımız. Birkaç yıldır yaptığımız takaslarla diğer takımların 2009 draft haklarını topladık durduk. Şimdi onları iyi kullanmalıyız. Benim size birkaç önerim var.

İlk olarak uzun sevdanızdan bu sene ilk sıralamarda vazgeçin. İlk iki hakkı guard almak için kullanırsak gerisine bir kısa forvet ihtiyacımız kalıyor. Onu da iyi seçtiğimizde diğer seçilecek 2 oyuncuyu takasla gönderebiliriz. Fakat 2 guard 1 kısa forvet ihtiyacını mutlaka draft ile doldurmamız gerek. Ben sizin için biraz araştırma yaptım ve seçilebilecek 2 tane muhteşem guard buldum. Bunlar 21 yaşındaki Stephen Curry ve yine 21 yaşındaki Eric Maynor.

Curry, gençler liginde 08-09 sezonunda yaptığı maçlarda 28.6 sayı 5,6 asist ortalamsı yakalayarak NBA’de geleceğin oyun kurucusu olacağını gösteriyor bize. Yine aynı şekilde Eric Maynor da 21 yaşında ve geçen sene gençlerde 22.4 sayı 6.2 asist ortalamasını yakaldı. Bu iki guard içerisinden en azından birini seçip takasla göndermememiz gerekiyor. İşte o zaman seneye playoff şansımız olabilir. Bir de PF pozisyonunda oynayan ve 2009 draftının yıldızı olarak gözüken Blake Griffin var. Garnett kadar uzun olan Griffin, 20 yaşında ve 22.7 sayı, 14.4 ribaund ortalamsı ile mükemmel bir performans göstermiş. Griffin’i ilk sıradan Sacramento’nun seçeceğini düşünüyorum ama olur da bize kalırsa seçilebilecek mükemmel bir oyuncu.

Umarım yıllardır 2009 için topladığımız draft haklarını bu sene mükemmel bir şekilde kullanırsınız, biz de NBA TV’de daha çok Timberwolves maçı izleriz.

Drafta kadar kendinize iyi bakın, playoff’ları izlemeyi de unutmayın.

Sevgiler,
Yusuf CANPOLAT

WordPress.com'dan blog alın. | Tema Motion, volcanic tarafından yapılmıştır.
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.