Biraz önce TNT televizyonundaki Bond kuşağında Roger Moore’un başrolünü oynadığı Live and Let Die filmini izliyordum ki bir sahne beni oldukça şaşırttı. Sahnenin kabataslak içeriği şu şekilde:

Siyahi bir amcamız bir şekilde James Bond’u yakalamıştır. Mr. Big ismindeki amcamızın James Bond ile geçen diyaloğundan öte ilginç olan evrim sahnesidir. Bakınız:

Siyahi amca: o kızla ilişkiye girdin mi?
James Bond: Kusura bakma Mr. Big sana bu bilgiyi veremem, Kananga’yı görmem lazım.
Siyahi amca: peki o zaman.

Olay da bu diyalogdan sonra gerçekleşir. Siyahi amcamız eliyle burnunu kuvvetlice çekmeye başlar. Burnu koptuktan sonra açılan deriyi tutarak suratındaki deriyi soymaya başlar. Altından bambaşka bir surat çıkmıştır. Meğer Kananga amcamız yeni bir surat yapıp kendine Mr.Big’e dönüşmüştür. Buraya kadar herşey normal gözüküyor. İşin ilginciyse soyduğu surat ile altından çıkan suratın aynı olması. Değişen hiç bir fark yok, birebir aynı surat. Surat dışındaki tek fark Mr.Big’in 10 cm’lik, Kananga’nın ise 2 cm’lik saçının olması.

Yıllar boyu Superman’in Clark Kent’ken neden farkedilmediğini anlayamamış, aradaki tek farkın sadece basit bir gözlük olduğunu söyleyip durmuştum. Fakat filmleri detaylıca tekrar izleyince kerametin aslında o basit dediğim gözlükte olduğunu ve gözlüğün Clark’ı bambaşka bir kişi gibi gösterdiğini öğrenmiştim. James Bond’da yaşanan durum da bu olsa gerek. Suratına yapıştırdığı suni derinin içindeki kripton özütleri Kananga’yı farklı biri gibi gösteriyor olsa gerek.

Peki o zaman günün sorunu şudur:
Superman mi James Bond’dan çıkar? James Bond mu Superman’den çıkar?