Tag Archive: prestige


Inception’dan ne bekliyoruz

Christopher Nolan’ın The Dark Knight’tan sonraki son bombası Inception (Başlangıç) bugün vizyona giriyor. Aslında amacım yaklaşık bir hafta önceden beklentileri içeren bir yazı yazmaktı. Böylece filmi izledikten sonra yazacağım yazı ile ikisini karşılaştırabilecek ve klasik öncesi sonrası sendromu oluşturabilecektim. Baktım ki vakit yaklaştı.. Birazdan yatacağım ve kalktığımda sinemanın yolunu tutacağım. Bu yüzden de yatmadan Inception hakkında biraz karalamak istedim.

Efenim öncelikle Christopher Nolan’dan biraz bahsedeyim. Kendisi şuan için Hollywood’un altın yumurtlayan yönetmeni. Memento, Insomnia gibi filmlerle adını duyurmaya başlayan Nolan, Batman Begins ile kariyerine yepyeni bir sayfa açtı. Artından çektiği Prestige ile kendi çıtasını yükselten Nolan, The Dark Knight ile mesleki zirveye ulaştı. Zira bir Batman filmi olmasına rağmen The Dark Knight IMDB’nin top 250 listesine 1. sıradan giriş yaptı ve uzun bir süre 1. sırada kaldı. Bu yılın ortasına kadar da Top 10 içerisindeki yerini korudu (şuan 12. sırada). Bir Batman ardından da bir tane kendi filmini yapan Nolan, The Dark Knight’tan sonra kendi senaryosu olan Inception’ı çekti.

Bundan uzun bir zaman önce (Aralık ayı olabilir) fragmanını izlediğimde oldukça ilgi çekici duruyordu. Fakat benim gibi kimsenin bu filmin IMDB top 250′de ilk 3′e oynayacağını düşündüğünü sanmıyorum. Nitekim film Amerika’da vizyona girer girmez kullanıcılardan 9,6 gibi yüksek bir oy ortalamasına ulaştı. Ardından listeye 9,1 puan ile 3. sıradan giriş yaptı. 2 haftadır da bu sırasını koruyor. Yarın ülkemizde dünyanın en iyi üçüncü filmi olarak vizyona girecek. Böyle bir durum da beklentileri bir hayli yükseltiyor. Fakat bu beklenti konusu biraz karışık. Zira The Dark Knight ile aksiyonda ve oyunculukta tavan yapmış bir filmden sonra Inception çıtayı daha yukarı taşıyabilecek mi acaba.

Zihin, rüya gibi alemlerde geçen film konu olarak oldukça güzel bir noktadan yakalamış gibi duruyor. Bu arada Leonardo DiCaprio’nun filmde Christopher Nolan’a ne kadar çok benzediğini düşünüyordum ki Empire dergisi imdadıma yetişti ve bu benzerliği dergide koca bir sayfa ile okuyucularına taşıdı (aynı benzerlik gelecek sene vizyona girecek olan Thor filminde de mevcutmuş).

Bakalım yarın filmi izledikten sonra Sherlock Holmes’a yazdığım kadar uzun bir yazı yazabilecek kadar beğenecek miyim filmi. Beklentilerim beğeneceğim yönünde fakat büyük bir beklentiyle gitmek bazen hayal kırıklığı yaratabiliyor. Daha önce de dediğim gibi beklenti olarak filmin sıfır noktası Dark Knight.. Bakalım geçebilecek mi…

Inglourious Basterds

Blogu yine boşladım sanırım. Geçen ayın 5′inde (neredeyse 1 ay olmuş) Public Enemies ve Inglourious Basterds filmlerine gideceğimi ve yorumumu buradan paylaşacağımı yazmışım fakat ben yazana kadar zaman su gibi akıp gitmiş.

Hedefime ulaştım ve bir pazar günü Bakırköy Galleria’da iki filme birden gittim. İlk olarak Inglourious Basterds’a gittim fakat yazımda ilk olarak Public Enemies’den bahsetmek istiyorum. Zira kötü olandan başlamayı daha çok severim.

Public Enemies’i hiçbir şekilde beğenmediğimi söylemek istiyorum. Yönetmeni her ne kadar Michael Mann’de olsa bana göre pek de başarılı bir film olmamış. IMDB kullanıcıları benle aynı fikirde değiller sanırım (7.4 puan ortalaması var) fakat nedense bir türlü filmle ilgili pozitif düşünemiyorum. Çekim tekniğinden efektlerine kadar benden sınıfta kaldı. Peki bu yönetmenin ya da teknik ekibin başarısız olduğunu mu gösteriyor? Kesinlikle hayır! Sadece ben filmi beğenmedim. İlla ki yönetmen kendi kafasındaki yeni düşünceleri filmde hayata geçirmiştir. Ama gerek senaryo gerek de çekim olarak benden sınıfta kaldı.

Gelelim Inglourious Basterds’a… Sanırım kendi Top 5′ime rahatlıkla koyabileceğim bir film. Quentin Tarantino’nun ellerine sağlık diyor, gözlerin öpüyor ve kutluyorum kendisini. O ne güzel bir filmdir öyle. Senaryosundan çekimine, oyuncuların performansından filmdeki uçukluğa herşeye bayıldım. Tam da izlemek isteyeceğim hatta çekmek isteyeceğim tarzda bir film olmuş. Her yönüyle dört dörtlük. Belki de Public Enemies’den önce izlediğim için ve tadı damağımda kaldı için Public’i beğenmemiş olabilirim. Fakat sonuç ne olursa olsun Inglourious Basterds mükemmel.

Senaryo konusunda bahsedeceğim çok konu var fakat spoiler vermekten korktuğum için bu konuda konuşmuyorum. Eğer bu yazıyı okuyorsanız da size tek tavsiyem şansınız varsa bu filmi asla ama asla kaçırmayın. Eğer sinemada izleme şansınız yoksa da DVD’sini bekleyin, zira 20 TL’yi kesinlikle hak edecek bir film. Gerçi yayıncısının Universal olması, burada DVD’sini Kanal D’nin dağıtacağı anlamına geliyor. Bu da DVD 25 TL olacak demek. Muhtemelen de beyaz kutuda olacaktır ki bu da güzel haber :)

Gelelim puanlara;
Public Enemies’e 10 üzerinden 5 puan veriyorum.
Inglourious Basterds’a filmi izledikten sonra 10 üzerinden 9 vermiştim fakat bugün son düzenleme ile puanını 10′a yükselttim. Top 5′ime hayırlı olsun.

WordPress.com'dan blog alın. | Tema Motion, volcanic tarafından yapılmıştır.
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.