Sene oldu 2011. Geçtiğimiz senenin Aralık 18’inde gittiğim İngiltere’den bu sene ayın 2’sinde geri döndüm. 2 hafta süren kısa bir ziyarette üstün gözlem özelliklerimi(!) kullanarak yabancı kültürünü sıkı bir şekilde inceledim. Elde ettiğim verileri Dubai ve Almanya gezilerimdeki verilerle birleştirince hayatımın bundan sonraki kısmını yönlendirecek bir şablonu son sürat hazırlamaya başladım. Üstüne bir de 2011’e taze girmişken yeni hedeflerin ve değişimin yılı olsun istedim. Aşama aşama bu sene kendimde değiştireceğim şeyleri alta yazıyorum ki eğer olur da bilinçsizce cayarsam okuyup kendimi tokatlayabileyim.
- Öncelikle hedeflere daha konsantre olmam gerekiyor. Bu yüzden de sıkı bir çalışma programı izlemeliyim. Buna kendimi film alanında geliştirmekten spor yapıp vücudu dinç tutmaya kadar olan geniş bir yelpaze dahil. Bu yüzden de hayatımda vaktimi öldüren gereksiz şeyleri yavaş yavaş tespit edip hayatımdan çıkarmaya başlıyorum. Zira sinema, ingilizce, kültür, hayalgücü ve türevi durumlara önem vermem gerekiyor.
- İlk olarak hayatımdan televizyonu büyük oranda çıkarıyorum. Digitürk Plus’a sahip olmam bu kararımda bana yardımcı oluyor. Zira artık aman şu program var bu program var koşayım geçeyim TV başına izleyeyim yok. Çok önemliyse arkadaş kaydederim, gece yatmadan önce reklamları eleyerek izlerim. Onun dışında Digitürk’ün MovieMax kanallarını elemiyorum onlar mühim. Zaten dizi olarak izlediğim bi Ezel var, program olarak da Çok Güzel Hareketler Bunlar var. Bu ikisini kaydetme usulüyle izlemeye devam edeceğim, geri kalan programlara ise adios…
- Alışveriş ve para döngüsü hayatımın belki de en önemli döngüsü ve malesef benim olduğum yerde durmama sebep olan bir döngü. Çünkü devamlı film-müzik-kitap gibi şeylerin yanı sıra bol bol materyal ve gereksiz şeyler satın alıyorum. Cebimde para kaldığı zaman hemen harcama hissi doğuyor, alışveriş yapmadığım zaman sıkıntılı bir hal alıyorum. Eh bu durumu normalde çat diye değiştirmek imkansız. Fakat bu konuda İngiltere gezimin bana inanılmaz faydası oldu. Çünkü varlık içerisinde azlıkla yetinen bir ailede kaldım. İmkanı olup da gereksizce alışveriş yapmayan, var olanı en iyi şekilde değerlendiren bir yapı. Eh düşündüm bende izlemediğim 150 tane DVD, okumadığım 120 tane kitap ve okumadığım tonlarca National Geographic dergisi var. Devamlı yenisini aldığımdan dolayı da hem vaktim gidiyor hem de yine yenisi almak istediğimden varolanı değerlendiremiyorum. Ayrıca yine devamlı olarak artan sayı da cabası. Nitekim geldiğimden beri içimde paraya olan düşkünlük inanılmaz şekilde bitmiş durumda. Bırak alışveriş yapmayı, maaşım yatmış daha gidip bakmadım bile bankaya (normalde olsa maaş yattıktan sonraki bir saat içerisinde bir kısmı alışverişe gitmiş olurdu). Nitekim çok gerekli olmadıkça alışverişi bitiriyorum ve karıncanın kışın yaptığı model stoktan yemeye başlıyorum.
- Sosyal medyanın otunda bokunda varım ayıptır söylemesi. Facebook ve Twitter haricinde diğerlerini pek etkin kullandığım söylenemez ancak bunların birçoğundan ayrılma kararı aldım. Formspring, Friendfeed, henüz açtığım threewords gibi sitelerde bulunan üyeliklerimi kapatacağım. Fotoğraf albümü olarak Flickr’ı kullanmaya devam edebilirim, mail olarak da Gmail tek olarak kalacak. Facebook ve Twitter kullanımında düşüş yapmayacağım ancak zamanlarını artık daha düzenli kullanacağım. Her an her dakika girmektense sadece birşeyler paylaşacağım dönemlerde gireceğim. Zaten firefox eklentisiyle Twitleri anında okuyorum, pek vaktimi almıyor. Foursquare’i ise kullanmaya devam edebilirim çünkü o sadece iPhone üzerinden yolda kullanılan bir durum.
- Fast Food yemeyi de artık bırakıyorum. Bunu söylediğime bırakın arkadaşlarımın ya da çevremin inanmasını ben bile inanamıyorum. Aslında tam anlamıyla bırakmıyorum ama haftada 5 olan sayıyı en fazla 2 olacak şekilde düzenlemeye gidiyorum. Hatta biraz daha sıkarsam haftada en fazla 1 e kadar indirebilirim. Özellikle McDonald’s ve Burger King ile olan evliliğim, KFC ile olan nişanlılık durumum sona eriyor. Subway’e dokunmuyorum zira kendisi bildiğin sağlıklı sandeviçler. Tabii buna lahmacun ve türevleri de dahil. Ev yemeklerine önem vereceğim artık. Bu kararımda da Super Size Me belgeselinin etkisi olduğunu söyleyebilirim. En önemlisi konsantremi artık çok iyi vermem gerekiyor ve sürekli ağızda çıkan yaraların, sürekli ortaya çıkan baş ağrılarını olabildiğince sağlıklı beslenip en aza indirmek. Ayrıca çok para gidiyor be hacı, onun da önüne geçmek lazım.
- Football Manager oynamayı da bıraktım. Zaten 3 haftadır oynamıyorum. Bundan sonra da yüzüne bile bakmayacağım artık. İnanılmaz zamanımı alıyor. Hani FM oynarken başka bir şey de yapamıyorum ki. Saatlerce ama saatlerce mal gibi ekrana kitliyor beni. Bundan sonra oyun anlayışım Xbox 360 üzerinden. Onda da zaten orijinal oyun alıyorum ve alışverişi bitirdiğim için oyun alımını bıraktım. Totalde 8 tane oyunum var, bu oyunları uzuuun bir süre oynar dururum artık. Nitekim çabuk sıkılan yapım olduğundan bu 8 oyuna çok fazla vakit ayırabileceğimi düşünmüyorum. Bu yüzden de uzun süre yeter bu oyunlar bana. Manyak ötesi bi oyun çıkar, o zaman belki ucuzunu bulursak alırız.
- Sabah sporlarına başlıyorum. Wings’i (köpeğim) alıp koşuya çıkacağız. Turumuz 6:30’da başlayacak, 7’de eve geliş ve duş ile sona erecek. Tabii bunu şimdiden her sabah yapacağım ülen gibi über bi hedefle başlamıyorum. Bu da aslında artık daha reelistik baktığımı gösteriyor. Eskiden olsa her sabah yaparım diye atar tutardım. Haftada üç gün (ikisi hafta içi, biri haftasonu) olmak üzere koşulara başlıyorum. Amaç bir süre tempoyu tutturduktan sonra sayıyı yavaşça arttırmak.
- Kitap okuma saatleri getiriyorum. Öyle eskisi gibi büyük montu aldık bunun cebine kitabı sokar otobüste okurum taktikleri yok. Evde belli günler kitap ve dergi okuma günleri. O kadar kitap, o kadar dergi bitecek. Film olarak da haftada en az 2 film kriteri koyuyorum şimdilik. Ancak bu kriter koşudan daha hızlı bir şekilde artacak. Kitap içinse haftalık sayfa sayısı koymadım. Koymayı da düşünmüyorum bunalıma sokabilir o biraz.
- Senaryo ve hikaye yazımlarına başlıyorum artık. Uzunca bir süredir küçük küçük notlar alarak malzeme topladım. Ancak bu kadar boş şeye vakit ayırdığımdan oturup geliştirecek vakit olmadı. Bundan sonra haftanın en az iki günü akşam oturup yazılar yazılacak. O beyaz Word sayfası kirlenecek arkadaş. Bununla da kalmıyoruz tabii, çekimlere başlıyoruz. Yaza kadar birkaç kısa film bitmiş olmalı. Buna bazı konsept fotoğraf çekimleri de dahil. O yüzden çalışmalara ara vermeden başlıyorum!
Yaz itibariyle İngiltere’ye gitme amacındayım. Yarım senelik ya da bir senelik olmak üzere İngilizce okuluna gideceğim. İngilizce’yi çok iyi öğrenmem gerekiyor. Ancak o zamana kadar da kendimi mantelite olarak performans olarak çok iyi geliştirmem gerekiyor. O yüzden de 2011’i böylesine bir diyet programıyla başlatıyorum. Yeni yılım kutlu olsun, görüldüğü gibi işim çok. Gözüken o ki 2011 benim için köklü değişim yılı olacak.





